Blog
Simana’nın Günlükleri -7- Kutsal Karşılaşma
O yıl, Simana on yedi yaşındaydı.
Ve hayatın sorularını ilk kez kendine sormaya başlamıştı.Ama o sorulara kelimeler eşlik etmiyordu. Sorular bir ağırlıkla, bir boşlukla, bir niye ile geliyordu.
Teninde hala bozkırın güneşi vardı.Esmerdi; ama o esmerlik yanık değil, toprağa ait bir ışık gibiydi.Boynu uzun, omuzları dar ama kendinden emindi.
Gözleri…Sükûtun içinden akan bir su gibi akıp giderdi bakana.
Saçları siyah ve ağırdı.Bir rüzgar estiğinde ilk o dalgalanırdı ama asla savrulmazdı.Çünkü her teli, geçmişin kök bağıyla sıkı sıkıya bağlıydı başına.
Ama Simana’nın güzelliği, ,onu izleyenleri sessizleştiren türdendi.Onu görenler konuşmayı unuturdu; söz, dudaklarında ağırlaşırdı.Çünkü onda bir insana sığmayacak kadar derin, kutsala özgü bir ihtişam taşardı.
Ve oba halkı bilirdi ki;kutsala çok yaklaşılmazdı.
Zekiydi; lakin bu zeka, hesap kuran bir zihnin ürünü sayılmazdı.Göz görmeden kavrayan, kulak duymadan sezen bir idrakin parıltısıydı.
Dinginliği ise bir gölün durgunluğunu andırmazdı.Fırtınadan sonra kendini toplamış bir bozkırın sessizliğini taşırdı:İçi hala uğultuyla dolu, dışı usulca huzura varmış.
Obadakiler onu sever, sayar, ama kalbine neyin değdiğini kimse soramazdı.Çünkü o cevaplar, sadece susarak dinlenebilirdi.
Simana bu yüzden sık sık ormana gidiyordu.Başkam artık onu yalnız bırakmaya başlamıştı.Çünkü bazı yollar yalnız yürünürdü.Ve Simana’nın yolu, okla şekillenmişti.
Orman, bozkırın kalbine saplanmış bir gölge gibiydi.Korkutmazdı, ama içindeki karanlık herkese kendi karanlığını yansıtırdı.
Simana o gölgede yürümeyi seviyordu…Tek başına, sessizce, günlerce.
Yanına yalnızca biraz kuru ekmek, et, bir su tulumu ve deriden rulo defterini alırdı.
Ama esas yükü, göğsündeydi:İçinde bir şey uyanmak istiyor ama neye dönüşeceğini henüz bilmiyordu.
O gün sis, ağaçların arasına ince ince yayılıyordu.Yapraklar konuşmuyor, kuşlar susuyordu.
Zaman, bir ırmak gibi akmıyor,sanki yere serilip dinleniyordu.
Kayınların arasında, ışık yere dokunmadan dağılıyor,her gölge bir göz gibi bakıyordu.
Simana, adımlarının sesiyle ormanı uyandırmamaya çalışarak ilerliyordu.
Henüz farkında değildi, onu izleyen kehribar renkli gözlerin,bir tilkiye değil, kendi kaderine ait olduğunu.
4000 TL ve üzeri Alışverişlerinizde ÜCRETSİZ KARGO