Simana'nın Günlükleri

Simana’nın Günlükleri -1- Umay Ana’nın Hediyesi

Simana, keçeden yapılmış çadırın önünde oturuyordu. Ellerinde taştan oyma kupası vardı, içinde yarım kalmış bir çay: Zeytin dalı, kekik ve biraz da ardıç…

Gözlerini kapattı ve en eskiyi düşündü.Zihninde o gecenin hayali canlandı:

O gece,bozkır Ekim rüzgârının sessizliğine bürünmüştü.

Bir kayanın dibine, gümüşe çalan bir beze sarılı bebek bırakılmıştı.Avucunun içinde kızıl bir tilki tüyü…

Yer ve su iyeleri nefeslerini tutmuş izliyorlardı.Ama bebek ağlamıyordu.Sadece gözlerini yıldızlara dikmişti;sanki daha doğmadan göğün sırrını görmüştü.

Sabah olmadan oba kadınları suya giderken fark ettiler onu.

En yaşlıları Akçora Anaçöktü dizlerinin üzerine.

Sanki Tanrı omzuna dokunarak bastırmıştı onu. Bebeği kucakladı…

Başını kaldırıp göğe baktığında, Üç Tilki’nin Gözü yıldızı belirmişti.

Kadınların gözleri doldu, çünkü o an biliyorlardı:Bu, sıradan bir bebek değildi.

‘Bu çocuk bırakılmadı,’ dedi Akçora Ana.

‘Bu çocuk gönderildi.Bu, Umay Ana’nın hediyesi.’

Altaylar der ki: “Bir halk, yalnızca toprağıyla değil, inançlarıyla var olur.”

Ve o halk, Tanrı’ya sadece göğe bakarken değil, süt sağarken, at binerken, ot pişirirken, çocuk doğururken de ulaşırdı. Çünkü onlar için kutsallık göğe en uzak yerde bile kök salmıştı.

Ve bu kutsallığın en yumuşak yüzü Umay Ana idi.

Umay, Altay Türklerinde , toprağın bağrında ki rahmet,ana rahminin sıcaklığı, çocuğun ilk nefesi, kadının gözyaşında saklı güç idi.

Umay Ana yalnızca bir tanrıça değildir.O, Gök Tanrı’nın kızıdır, hayat ağacının sahibidir .Gücün, kudretin, egemenliğin, bahtın, devletin, bolluğun ve bereketin sembolüdür.

Pek çok Türk boyunda inanılır ki, bebekler annelerinin ilk sütünü içerken,aslında Umay Ana göğün Akgölü’nden aldığı damlayı onların dudaklarına dokundurur.

İşte o yüzden her çocuğun ilk nefesinde, Umay’ın nefesi vardır.Simana’nın da ilk nefesi, onun sessizliğinde yankılandı.

İşte o bebek, Simana’ydı.

Topraktan değil, duadan doğdu.

Umay’ın avucundan düşen bir emanetti.

Oba kadınları ona bakarken kendi çocuklarını değil, Tanrı’nın hediyesini gördüler.

Ve o andan itibaren herkes biliyordu ki:

Onun her nefesi göğe yürüyen bir dua olacaktı.

Varlığı, yalnızca bir hayat değil, şuna da bir hatırlatma olacaktı:

Umay’ın gücüyle gelen her can, yeryüzünde şifa dağıtıp, sonra yeniden göğe dönmek için yeryüzüne inerdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir