Blog
Simana’nın Günlükleri -3- Başkam Tüleç
Obanın ruhunu taşıyan kişi Başkam’dı.O, sadece hastayı iyileştiren ya da ölüyü uğurlayan değildi.Gök ile oba arasındaki dili o konuşurdu.
Çadırına herkes giremezdi.Sadece davul ve nefes olurdu içeride.Ve bazen hiçbir şey duyulmazdı. çünkü bazen en güçlü çağrı susarak yapılan çağrıydı.
Başkam Tüleç çadırdan çıktığında rüzgâr yön değiştirirdi.Çocukların sesi yarım kalır, zaman bir anlığına dururdu.
Uzun boylu değildi belki, ama dimdik omuzları ve delip geçen bakışlarıyla çevresini kelimesiz hizaya sokardı.
Onu gören herkes, göğün yürüyen suretini görmüş gibi eğilirdi.Başında kurt başı motifli külah, üzerinde dokuz halkayla işlenmiş kaftan vardı.
Davulu, sedirden oyulmuş çemberinde göğün katlarını taşırdı.Çemberin dış yüzeyine el ile kazınmış motifler vardı: gökkuşağı gibi dizilmiş çizgiler, saksağan kuyruğu sarmalları ve merkezde açılmış bir göz. Davulun ortasında iç içe dokuz halka yer alırdı her biri, göğe çıkan yolda aşılması gereken katı simgelerdi.
Tokmağı ise at yelesine sarılı, ucunda kurumuş ardıç kabuğu olan bir sopa gibiydi. O tokmak yalnızca ruh çağrıldığında havaya kalkar, hiçbir zaman yere bırakılmazdı.yalnızca ruh çağırırken kaldırırdı.
Erk hayvanı dağ keçisiydi; geceleri sesi bozkırdan yükselir,Simana bilirdi ki; Başkam yine dokuz kat göktenzaferle dönmüştü.
Başkam, bir ruhu Ülgen’e taşımak istediği zaman,Erlik’in oğullarına ve yer-su ruhlarına yapılan ayinlerde özel ayin kıyafetini giyerdi: Manyak.
Manyak, tüm oba halkı tarafından birlikte hazırlanırdı. Başkam, sağ kolunda 4 ve sol kolunda 5 çan olan koyu mor renkli manyakı işte bu özel zamanlarda giyerdi. Arka tarafında 9 kukla dikiliydi. Bu kuklalar tanrı Ülgen’in kızlarını simgelerdi.
İşte Simana bu oba içinde,Başkam’ın rehberliğinde büyüdü.
Toprağa basmadan önce yıldızlara bakmayı,konuşmadan önce dua olmayı ondan öğrendi.Başkam ona kelimeleri değil, sessiz bilgeliği miras bıraktı.
4000 TL ve üzeri Alışverişlerinizde ÜCRETSİZ KARGO