Simana'nın Günlükleri

Simana’nın Günlükleri – 15 – İyelerin Dönüşü

İyelerin kökeni, zamanın başladığı yere kadar uzanır.

Onlar yaratılmış değildir; oluş sırasında kalmışlardır.

İnsan doğmadan önce de vardılar.İnsan gittikten sonra da kalırlar.

Bir dağın iyesi vardır.Bir evin, bir ocağın, bir eşik taşının. Suyun, ormanın, atın…

Hatta gökyüzünde parlayan her yıldızın bile.

İyeler bir yere ait değildir; bir yerin ait kalmasını sağlarlar.

Onlar bir şeyin sahibi sayılmazlar. Ama hiçbir şeyin sahipsizleşmesine izin vermezler.

 

O gün, güneş batarken Simana ateşi yakmadı.

Bu, herkes için tuhaftı.Çünkü Simana, geceye ateşten önce başlamazdı.Ama o gün ateş suskundu.

Çıra kuru olmasına rağmen alev yükselmedi.Duman ağır ağır dönüp geri çöktü.Sanki ateş, kendi içine kapanmıştı.

Simana elini geri çekti. Ateşe kızmadı.Çünkü ateş, nedensiz susmazdı.

Kupanın içindeki suyu aldı. Bir yudum içti.

Su soğuktu; ama boğazından geçerken bir şey eksik kaldı.Simana ikinci yudumu içmedi.

“Sen de kapalısın,” dedi içinden.

Çadırdan çıktı.Eşiğin önünde durdu. Ayağını atmadı.Eşik de o gün sessiz değildi.

Eşik yerinden oynadığında, ev hâlâ ayakta olsa bile içeridekiler korunmazdı.

Bir adım geri çekilip,selamladı. Sonra yavaşça geçti.

 

Ormana doğru yürüdü.Ağaçlar yerli yerindeydi ama orman onu içine almadı.

Rüzgâr yön değiştirdi.Yapraklar üstünden değil, yanından geçti.

Simana durdu. Orman iyesi, bu gece yalnız kalmak istiyordu.

 

Bir taşa oturdu.Avucunu yere koydu. Toprak sertti.Taş iyesi, bugün ağırlık taşımıyordu.

Simana o anda başını kaldırdı. Gökyüzü açıktı.

Ama yıldızlardan biri yoktu.Yıldız iyesi, bakıldığını biliyor ama cevap vermiyordu.

O an Simana anladı: Bugün kimse konuşmayacaktı.

 

Ateş susmuştu çünkü hoyratça söndürülmüştü.

Su kapanmıştı çünkü niyetsiz içilmişti.

Eşik yerinden oynamıştı çünkü aceleyle geçilmişti.

Oysa eşik bir yer değil,iki hâl arasındaki saygıydı.

Orman geri çekilmişti çünkü izinsiz girilmişti.

Taş ağırlık almamıştı çünkü yükü hafife alınmış,ağırlığı küçümsenmişti.

Yıldız kararmıştı, çünkü yön sorulmuş ama dinlenmemişti.

İyeler gitmemişti.Sadece ellerini çekmişlerdi.

 

Simana diz çöktü. Ne ateşe döndü, ne suya,ne göğe.Yere baktı…

O gün bir şey istemedi. Bir şey çağırmadı.Bir şey düzeltmeye kalkmadı.

Sadece şunu yaptı:

Her şeyin yeniden yerini bulması için kendini yerinden oynatmadı.

Akşam olduğunda ateş kendiliğinden yandı.

Su serinletti.Eşik yolu açtı.

Orman rüzgârı geri verdi.

Ev kapısını kapattı. Taş ısındı.

Yıldız yeniden parladı.

 

Ve sonra,Simana obaya şunu öğretti:

“Var olana hakkını vermezsen:

Sahip oldukların senden geri alınmaz.Ama senden yüzünü çevirir.

Ve sana arkasını dönen dünya,en sessiz cezadır.

Bir iye çekildiğinde,insan neyi kaybettiğini ilk anda fark etmez.
Ama bir şey eksilir…Bir şey tutmaz olur…Bir şey dağılır…

Ve iyeler,iyelik ettiklerine gösterdiğin nezaket, saygı ve dengeyle onurlandırıldıklarında seninle yürümeye devam ederler.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir