Hakkımızda

Kadim Şifanın Gölgesinde…

Çok eski zamanlarda, dağların eteklerinde, rüzgârın bile eğilip kulağını verdiği bir kadın yaşardı.

Ne bir efsane kahramanıydı ne de salt bir şifacı. O, otların dilini bilen, sularla konuşan, duaları toprağa eken bir bilgelik taşıyıcısıydı.

İğde dallarından demetler yapar, kantaronu güneşte uyuturdu. Her karışımında sadece bitki değil; sezgi, dua ve kadim bilgi vardı.

Tüm insanları ve hayvanları iyileştirir, hastaya olduğu kadar dertliye de dokunurdu.Ona, “kam” derlerdi bazıları…Bazıları ise sadece: Simana.

Yıllar geçti…Simana göçtü.

Ama gökyüzü onun adını unutmadı.Toprak, hala onunla konuşur gibi otlar büyütür.Rüzgar, onun bıraktığı şifa kokularını savurur.

Bugün, onun bir zamanlar yaşadığı bu topraklarda yeniden aynı otlar yetişiyor.Aynı dağ kekiği, aynı incir yaprağı, aynı sarı kantaron…Yine aynı sezgiyle, aynı tevazu ve doğallıkla harmanlanıyor.Çünkü burası hala Simana’nın Toprakları.

Biz onun izini sürenleriz.Üç kız kardeş,Uludağ’ın eteklerinde, rüzgârın sesini ve toprağın sabrını dinleyerek başladık bu yolculuğa.
Yıllar süren araştırmalar, formül denemeleri ve doğanın dengesini anlamaya dair sabırlı bir arayış sonunda, bugün ISO ve GMP belgeli atölyemizde, çoğunu kendi bahçemizden topladığımız bitkilerle bilimin dürüstlüğü ve doğanın zekâsı arasında köprü kuruyoruz.

Her formül; saf botanik özlerle, etik ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla hazırlanır,ruha ve bedene aynı anda dokunan bir deneyime dönüşür.

Her karışımda onun şefkatini, her damlada onun duasını taşıyoruz.

Teninize değen her ürün, sadece doğanın değil;Simana’nın ruhunun da hediyesi.

Eğer sen de kalbinin derinlerinde bir titreşim duyuyorsan,
bil ki yolculuk çoktan başlamıştır. Simana’nın topraklarına hoş geldin!